TARİHE DENİZ KAPISINDAN GİREN ADAM : A'LÂ BİN EL-HEDREMÎ (R.A)
TARİHE DENİZ KAPISINDAN GİREN ADAM :
A'LÂ BİN EL-HEDREMÎ (R.A)
Alâ b. el-Hadramî (r.a.), Muhacirlerin önde gelenlerinden; sarsılmaz sebatı, güvenirliği ve üstün sevk-idare yeteneğiyle tanınan müstesna bir sahabîydi. Resûlullah (s.a.v.) onu Bahreyn’e vali tayin etmiş, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer (r.a.) dönemlerinde de bu görevini sürdürmüştür. Bahreyn halkıyla köklü bir bağı olan Alâ, bölgenin coğrafyasını ve insanının ahvalini çok iyi bildiği için, Peymamber Efendimizin vefatının ardından patlak veren karışıklıkların bastırılmasında en güvenilir isimlerden biri oldu.
Bahreyn’de sular bulanıp birtakım gruplar dinden dönünce (irtidat), Hz. Ebû Bekir (r.a.) ordunun başına Alâ b. el-Hadramî’yi getirdi. Medine’den az sayıda bir birlikle yola çıkan Alâ, güzergâhı boyunca karşılaştığı Müslümanları da bünyesine katarak güçlü bir ordu topladı.
Hızla Bahreyn’e ilerleyip Cüvâsâ Kalesi’ne vardı ve mürtedleri ağır bir yenilgiye uğrattı. Ardından Katîf’e geçerek oradaki direnişi de kırdı. Kurtulanlar Zâre halkına sığınınca Alâ, deniz kıyısına ordugah kurup şehri kuşattı ve onları barış istemek zorunda bıraktı. Ancak mücadele henüz bitmemişti; son büyük direniş merkezi olan Dârîn adası onu bekliyordu. İşte tam bu sırada, tarihe kazınacak o meşhur hadise gerçekleşti.
Dârîn halkı, engin suların ardına sığınmış; denizin Müslümanlara geçit vermeyeceğini sanmıştı. Oysa Alâ için deniz, aşılması imkânsız bir engel değildi.
Rivayet olunur ki Alâ b. el-Hadramî, Cenâb-ı Hakk’a iltica edip duasını yaptıktan sonra atını dalgaların arasına sürdü. Onu takip eden Müslümanlar denizi yürüyerek geçtiler ve Dârîn’e ulaştılar. Karşılarında ansızın Müslüman ordusunu bulan düşman hezimete uğratıldı. O gün deniz, Müslümanları durduran bir engel değil; adaya uzanan mucizevi bir yol oldu. Bu büyük fethe şahitlik eden Ebû Hürayre (r.a.), Alâ’ya olan derin hürmetini ve o gün tanık olduğu olağanüstü halleri ömrü boyunca hayranlıkla anlatacaktı.
Alâ’nın Bahreyn seferi yalnızca denizle değil, çölün amansız şartlarıyla da çetin bir imtihandı. Ordusuyla Dehnâ Çölü’nün kavurucu sıcaklığında ilerlerken suları tükendi ve ordu ağır bir susuzluk krizine girdi. Alâ, bu çaresizlik anında yine Rabbine yöneldi. Anlatılır ki gökyüzünde beliren bir buluttan sağanak yağmur yağdı ve tüm ordu süzülüp suya kandı. Ebû Hürayre (r.a.), denizin geçilmesi gibi bu olayı da Alâ’nın kerametlerinden sayar, ona duyduğu sevgiyi her fırsatta dile getirirdi.
Alâ, uzun yıllar Bahreyn’de Müslümanların düzenini sağladı ve ordulara komuta etti. Nihayet Hz. Ömer (r.a.), Basra valisi Utbe b. Gazvân’ın yanına gitmesini ve onun hakkını gözeterek görev yapmasını emreden bir mektup gönderdi.
Alâ; aralarında Ebû Hürayre ve Ebû Bakra’nın da bulunduğu bir grupla yola çıktı. Ancak bu yolculuk tamamlanamadı. "Binyâs" denilen mevkiye ulaştıklarında Alâ hastalandı ve hicri 21 yılında ruhunu teslim etti.
Hayatının son perdesi de en az yaşamı kadar dikkat çekiciydi: Yanlarında cenazeyi yıkayacak kadar su yoktu. Tam o sırada gökte tek bir bulut belirdi ve bereketiyle yağdı. Sahabîler cenazeyi bu suyla yıkadılar; kılıçlarıyla kazdıkları toprağa, lahitsiz olarak defnettiler.
Alâ b. el-Hadramî bu fani dünyadan göçtü; fakat geride çölün azgın sıcağına, susuzluğa ve hırçın denizlere boyun eğmeyen dirayetli bir komutanın destanı kaldı. O, sebatın ve adanmışlığın en güzel örneklerinden biri olarak, yıllarca hizmet ettiği Bahreyn topraklarında iz bırakıp Rabbine kavuştu.
Hazırlayan :
Abdülhamid Doğan
Yorumlar
Yorum Gönder