HZ.ÂLİ'NİN(R.A) HZ.EBUBEKİR'E(R.A) BÎAT EDİLMESİ KONUSUNDAKİ DURUŞU. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) vefatının ardından Medîne-i Münevvere, İslam tarihinin en ağır, en kasvetli günlerinden birini yaşıyordu. Resûlullah (s.a.v.) dâr-ı bekâya irtihal etmiş, vahiy kesilmişti. Müslümanlar, ümmetin o güne dek hiç karşılaşmadığı çetin bir soruyla baş başaydı: Resûlullah’tan (s.a.v.) sonra Müslümanlara kim rehberlik edecekti? Bu buhranlı saatlerde Ensar, Saîdoğulları Gölgeliği’nde (Sakîfetü Benî Sâide) bir araya geldi. Ardından Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ebû Ubeyde (r.a.) oraya vardılar. Hilafet meselesi etrafında derin bir istişare ve müzakere başladı; nihayet Emir ül-Müminin ünvanı ve bîat Hz. Ebû Bekir el-Sıddîk’a (r.a.) nasip oldu. Ne var ki Hz. Ali (r.a.) o esnada Sakîfe’de bulunmuyordu. O, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hanehalkı (Ehl-i Beyt) ile birlikte Efendimizin teçhiz ve tekfin işleriyle meşguldü. Yaşananlara dair kendi basireti, bakışı ve duruşu vardı. İşte İslam tarih...